SİZ İŞİN BAŞINDAYKEN ÇOCUKLAR HATA YAPSIN, ÖĞRENSİN, HAZIRLANSIN – 1. BÖLÜM

31 Aralık 2020, Perşembe Makaleler
Image
access_time Okunma Süresi : 

Ülkemizde ve dünyadaki işletme sahipleri bugün sahip oldukları şirketleri büyük zorluklar ve büyük mücadelelerle bu noktaya getirmişlerdir. Bu nedenle, işletmenin sorumluluklarının bir kısmını bile yöneticilere veya ikinci kuşağa devrederken çok kuşkucu davranırlar. Özellikle küçük işletmelerin büyüme sürecinde profesyonel yöneticilerin şirkete dahil edilmesinde bu sıkıntı yoğunlukla yaşanır. Bu sorunu, başka bir yazıya konu olmak üzere bu seferlik kenara koyalım. Bu yazımızda şirketin aileden ikinci kuşağa devri konusunda yaşanan sıkıntıları irdeleyeceğiz.

Ülkemizdeki işletmelerin ancak üçte biri ikinci kuşağa devredilebiliyor. Devredilen şirketlerin başarı oranları ile ilgili ise henüz yapılan bir araştırma sonucu yoktur. Uluslararası düzeydeki bir araştırmada on şirketten yedisinde şirketin devri ile ilgili bir plan olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, şirketin sahipliğinin aile içinde kalmasını isteyenlerin oranı küresel düzeyde %45’tir.

Şirketlerin çocuklara devredilmesi aslında çocukların şirkete entegrasyonu süreci ile başlar ve yıllar sonra yarı devir ve tam devir ile devam eder. Bu uzun süreçte yaşanan sorunlar her iki taraftan da kaynaklanır. Birinci sorun tarafı işletme sahibinin yaklaşımları, ikinci sorun tarafı ise ikinci kuşağı oluşturan çocukların yaklaşımlarıdır.

İşletme sahibinin çeşitli özellikleri işletme içinden veya aile içinden ikinci kuşağa yetki devrini zorlaştırır. Bu özelliklerden bazıları aşağıda sıralanmıştır:

  • Baskın bir karakterdir ve birlikte çalışılması zordur,
  • Şirketi kıt kaynaklar ve zor kararlarla yönettiği için hata toleransı düşüktür,
  • Tanımlı bir yönetim yapısı yerine “gerektiğinde müdahaleci” yaklaşımı benimser,
  • Şirketi büyütürken edinilen deneyimlerin tamamı kendisinde toplanmıştır ve her geçen gün yetki devrini daha güç hale getirir,
  • Kendi başarıları nettir ve ortadadır. Ancak, başarı hikayesindeki hatalar satır aralarında gizlidir. Altında çalışan yönetici ve çocuklar aynı hataları yapma lüksüne sahip değildir.

Çocukların özellikleri ve yaklaşımları da şirketin devrine çoğunlukla kolaylık getirmez. Bu çerçevede değerlendirilecek ikinci kuşak özellikleri aşağıda sıralanmıştır.

  • Anne-babalarından daha kolay bir yaşam çizgileri olmuştur ve daha zoruna hazırlıklı değillerdir,
  • Gençliğin verdiği cüretkarlıkla şirketin kurucusunu kolaylıkla yargılarlar,
  • Şirkette sahip oldukları pozisyona çoğunlukla getirilmişlerdir. Oraya hak ederek gelmek için neleri feda etmeleri gerektiğini anlamakta güçlük çekerler,
  • Şirket içinde aldıkları sorumluluklarda yetki kullanımında “kısa devre” yapabilirler (yeteri kadar altyapıya sahip olamadan karar verme cesareti),
  • Patronluk yapmayı severler ancak işletme sahibi olmanın sıkıntılarına katlanmak istemezler.

Yukarıda sıralanan ve her iki tarafın yaklaşımlarından kaynaklanan zorluklar ne kadar doğruysa, şirkete ikinci kuşağın entegre edilmesi ihtiyacı da o kadar kaçınılmazdır. Her iki tarafın da mevcut yaklaşımlarını bir kenara bırakarak bu entegrasyon sürecini kolaylaştırması lazım. Ancak, sanılanın aksine bu sorundaki taraflardan “tuzu kuru” olan ikinci kuşaktır. Şirket sahibi bu süreci başarmaya daha mecburdur. Bu yüzden sürecin içerisinde gel-gitler yaşarken bu durumu hep aklında tutmalı ve her seferinde yeniden başlama gücünü hissetmelidir.

Bu yazımızın devamında süreci işletme sahibi adına kolaylaştıracak önerileri ele alacağız.
Sağlıcakla kalın.

Yazar: Guru Akademi Araştırma Ekibi

Diğer makaleler

Image
13 Nisan 2019, Cumartesi
Kobiler vergi ve sgk prim borçlarına rağmen KGF'ye başvurabilir mi?
Devamını Oku »